مكتب دراسات الشرق الاسلامي

“KISA HİKÂYE  KOLTUK ”11 C

                          KISA HİKÂYE
                        “KOLTUK ”11 C

 

MÜHENNA HUBEYL

Uçak kalkmak üzereydi ki; Amir bir yerden diğer bir yere ulaşmaya hazırlanıyor , kafasındaki düşünceler yoğunlaşıp dolaşıyor his, duygu ve coşkuları ise gerginlik ve huzur arasında yaşadığı süreçte gökte Allah’ın onun yanında olduğunu onu koruyup ve gözetmesini kendinde meleke edindi.
O, gelen istasyonda nerede duracak , telaşlı yolculuğunun gölgesinde nereye yönelecek?
Onun yolculuğu telaşlı mı? Evet !
Amir siyasetten aranılıp izlenilen biriydi. Savaşların rüzgarı ve krizli ortamın çatışmalarında , iç ve dış baskıcı dikta yönetimlerin galibiyetinde ve bununla birlikte Doğunun sorunlarının gölgesi altında göçe kararlı bir gayretle ilk emekleyen adımlarla ilerliyordu. Amir yaşadığı ortamda kaybolmuşdu. Prensipte kaybolmasa da yaşamında gittiği yerlerde kayboldu.
Ey garip Amir nerede !.
Yeni yaşamın yeri İstanbul seni nasıl kucaklayacak ?
O, İstanbul’a bu gün dönüyor..
Ey sihirli efsunlu şehir..
Ey aşk..
İstanbul Amirin içinde ruh ve kalbinin coşkusun da özel olarak resimlenmiş tablo.

İstanbul’un şahane beste , nağme ve zevkli güzellikleri vardır. O melodiyi hiçbir şey temsil edemez. İstanbul’un ilk baharı nisan ayında güneşin doğuşuyla hayranlık uyandıran müthiş rengarenk bahar çiçekleri ve gülleri açarak dolup taştığı Gülhane parkı baş döndüren güzellik sahnesi gibidir.
Fakat İstanbul tüm doğal güzellikleri dört mevsimle bir arada yaşatması sahip olduğu mükemmel havası , doğası ormanı , manzarası deniziyle insanı meftun etse de diğer yüzü olan bazı durumlarında zorluklar vardır.
Hayır….Bilakis tüm zorlukları da içinde yaşatır.
Amir içinden ruh ve kalbinin coşkusuyla güldü ama dış görünümünden ise içindekinin aksine dudaklarında hüzünlü bir tebessüm vardı.
Allah Allah ‘’Garipseme ve şaşkınlık tuhaf olan şey ‘’ dedi.
Ey İstanbul şayet aşıklar seni tanısa..
İstanbul’a mahsus büyük dolar hikâyesi ise; dünyanın ticari merkezi olması tüm çarşı ve pazarlarında insanları dolara köle ve kulluk ettirip mal sevgisi İstanbul’un geleneğinde ticaretle uğraşanlar dolara ve mal sevdasına tapıyorlar…
İstanbul göç edene veya siyasi muhalif’e ‘’kendi ülkesinde ‘’ özgür ve canlı tüm haberleşme fikir açıklamalarını ifade etmeye olanak sağlayıp kucak açıyor.
İstanbul da yaşayan birinin kalacak mıyım yoksa başka bir ülkeye mi gideceğim kaygısı yok istediğini yapabilme özgürlüğü var, ister İstanbul da kalır isterse başka ülkelere gider kimse tutamaz.
Ben bu gün Avrupa dan İstanbul’a geldim ve siyasi fikirlerimi taşıyarak aynı uçak yolculuğumda geldim. Türk Hava yolları acentesiyle gelişimde uçakta Türk kardeşlerim veya Arap kardeşlerim veyahut Avrupalı batılılarla doluydu.

Amir dönüp çantasına bakıp, onu eliyle tutup uçağa doğru sürüklemesi ve o esnada zihninde hatıraları ve düşünceleri , onu bilinmeyen geleceğinin görüntüsü kafasında kesişmeye başladı.

-Amir kendi kendine Ey garibim diyerek uçağı kuşa benzetip seni alıp nereye ve yeni yerlere götürecek ? Çantasını kaldırıp uçağın bölümleri olan bagaja koyarken çantasında bazı ağır şeyler vardı. Onunla birlikte gurbet, hayatının üzüntüleri ör: ölüm,iş, siyasi mücadeleler tüm bunların Amirin sırtında ağrı yapıyordu.
Çantasını uçağın bagajına yerleştirdiği esnada Türk hava yolları uçağındaki hosteslerinden biri ona yaklaştı ve gülümseyerek yardımcı oldu.
Amir o hostese teşekkür edip , gülümsemesi üzerine hostes bir defa daha güzel cazibeli sihirli gözleriyle baktı ve hostes kısmına döndü. Hostes yerine dönmesiyle birlikte Amir gülümseyerek yerine koltuğuna oturduktan sonra gönül rahatlığıyla güldü. Amirin yanındaki yolcu ise Amirin haline garipseyerek neden güldüğüne şaşıp kaldı.
Kendi kendine Ey İstanbul hikayesi, İstanbul’un bu güzel cazibeli gülüşlü hostesle ilgisi nedir? Amir sustu ve sessizce tebessüm etti.
Yolculuğun başlamasıyla Amir okumak için seçtiği kitabının sayfalarını çevirmeğe başlayıp birkaç sayfa okudu. Sonra okumayı bırakıp doğu müziği ne meyilliydi. Amir daima şark müziğinin batı müziğinden farklı olduğunu düşünürdü.Bazen doğu müziği ruha ve coşkuya, göz yaşından akan suyun akışından ve savaş davultusu’nun gürültüsünden daha yakındır. Amir ne davul gürültüsünün sesinden ne de hiçbir gürültüden hoşlanmaz.
İşte bu üçlü gürültülü ses hür ve özgür insanı bağlar, boş yalan aslı olmayan büyüklük propagandalarından hoşlanmaz. Tüm bu ortadoğu’daki Arap ülkelerinin tamamına egemen olmuştur. İşte bu üçlü( 3)’lü gürültü fikirleri kuvvet zoruyla susturur veya Avrupa batı müziklerinden hoşlanmaz.

Müzik terk ettikten sonra alışılmış adeti üzerine Hollywood filmi seyrederdi Filimden fikir çıkarır ki o filim sosyal midir veya tarihi midir? Onda özel huyu var arkadaşları onla dalga geçer derler ki sosyal ve tarihi fikirleri bırak drama filimleri izle , taki devlet siyaseti ve tarihi olsa dahi bırak anını yaşa keyfine bak aşk ve dramatik holywood filimleri izle.
Arkadaşı ona dedi :
Ey bilge yazar ‘’ saygınlık veren hitap ‘’ ; her filime baktığında siyasi ve fikri bir görüşle mi bakarsın ?
Amir filimlerin listesini çevirerek çok defa Asya hind ve Afrikan -Amerikan filimleri zenci kölelik filimlerini izler. Amir bu holyywood filimlerinde kaybolmuş olan kardeşlik ve insanlığı araştırmasına rağmen batılıların kaybolmuş kardeşlik ve insanlık fikirlerinin ticaretini yaparlar tüm bu düşünceleri gerçekten uzaktır.
Amir bu büyük sorunları bilincinde ve anlamış durumda Batı olan Avrupa ve Amerika Birleşik devletleri prensipleri olan Demokrasi ve Özgürlük değerlerini dünyaya yaymakla başardılar belki de onlar kendi içlerinde başardılar.
Ancak , Bu büyük insani ortak değerleri batı insanlara uygulamadılar . Ruh ve akıl anlayışı kayboldu. Bu değerlerin yayılmasına ve tatbik edilmesine izin vermedikleri için yollar kapandı. Burada doğunun Arap krizi ve bunalımı batı yolculuğuna giden demokrasi ve özgürlük batıda tüm insanlara tatbik edilmediğindendir. Biz bu batının değerlerine hayranlıkla bakıp inanıyoruz ki; bu değerler niçin bizde de uygulanmaz. Burada sorun oluşur ki bu batının değerlerinin uygulanması bizde mümkün değildir.
Amir, kafasındaki fikirlerle dolu doğuyor ve biliyor ki genel siyasi durumun da bilincinde bunları kendi kendine konuşurken içinden güldü ve neden düşünüyorum tamam tamam dedi.
Türk güzeli hostesin yanından geçmesiyle Amirin fikirleri koptu. Amir ve güzel hostesin bakışları göz göze geldi. Amirin göz bakışlarında kafasına bir şey gelmese de kendi kendine İki gözün karşılaşmasında bu aşk mı yoksa başka bir şey mi ? Acaba beni seviyor mu ?
Hayır bu mübalağa , Çünkü ben gurbetin vahşetinde yorgun emniyetten aranılan ‘’ takip edilen’’ siyasi göçerim. Amir kalben ve ruhen kendi rızasıyla güzel hostese tebessümle gülüşünü, birlikte olduğu yolcuların Amir’in güzel hostese güldüğünü görmemelerini istiyordu.
Yemeğini yedikten sonra ellerini yıkamak için uçağın sonuna doğru ilerlediğinde son koltuğun yanında güzel cazibeli hostesin hostes köşkünde oturuyordu. O, güzel hostes bayan yerinden kalkınca onun bir an nefesi kesildi. Amir kendi coşkunluğuna seslenerek içinde sevinçlilik belirtisi hissediyordu. Yüzüm sana meftun senin güzelliğinde Ey Ay parçası gibi
‘’ Arap kendi coğrafyasında sahra olması sebebiyle görmüş olduğu en güzel cazibeli şeyi Ay’a benzetir.’’
Kendi kalbine ve ruhuna hitap ederek Ey Ay bana sorma sana hayranlığım niçin şu garibin kalbine doğmuştur ? Elini yıkadıktan sonra kendinde cesaret hissederek güzel cazibeli, hostese baktı. Sanki hostesin güzelliği cazibesi ve tebessümü yeniden güneş gibi doğarak arttı.

Amirin az ingilizce bilmesi o güzel hostesle konuşmaya cesaretlendirdi.
-Amir : Nasılsınız?
Hostes cevap verip ona yaklaştı.Muhabbet aralarında konuşmaya dönünce ;
-Amir hostese Türkiyeden nerelisiniz?
-Hostes konya dedi.
-Amirin yüzü dehşet ve şaşkınlıkla gerildi ve güldü.
-Hostesin niçin güldüğünün sorması üzerine arkadaşının Konyalı olduğunu söyledi. Konya’yı ve Türkiyedeki şehirler olan Anadolulu arkadaşları seviyorum, fakat İstanbul da bu gülümsemeyi görmediğim için beni yordu. Gülümseme İstanbul’un adeti olmayıp, Anadolu’ya ait olup İstanbul da gülümsememe sıkıntısını çekiyoruz. İstanbullular zor insanlar biz gurebalara yani; siyasi sığınmacılar, turist veya göçmenlere gülümseme göstermiyorlar bu davranış Anadolu Türklerine ait davranış türü değildir.
Hostes Amirin düşüncelerine tabi tabi diyerek onay verdi.
-Amir ; Peki Konya’nın neresindensiniz merkezinden mi ?
Hostes : Konya’nın Köyündenim dedi.
Ah ne kadar güzel ! Bu verimli güzel topraklar , Bu derin kadim büyük tarihle sizde gülümseme görüyorum. Bu konuşma muhabbetle devam etti.
-Amir o an hislendi. Hostesle konuşma muhabbeti yani konuştukça konuşması gurbetliğinde ve hayatında geçirdiği en güzel ve heyecanlı anlardı.
-Amir Ertuğrul dizisinin ne bağımlısı ne de hayranıydı. Fakat bu dizi ile ilgili mevzuların haricinde kendi içindeki aşkı dillendirip dizidenmiş gibi katarak sohbet ettikden sonra da yerine gitti.
Uçak iniş yapmadan önce güzel cazibeli hostes koltuğun yanından geçerek birbirlerine tebessüm ettiler.
Amirin bu karşılıklı gülümsemelere bir sebep bulmaya çalışması olsa da bir sebebi de yoktu. Amir hostesin oturduğu yere giderek ve ona vedalaşıp bakışarak Cömert ikramınız sofranız lezzetli ve güzeldi.
Hostes Mükellef sofra sunmadık sadece Türk hava yollarının menüsüydü.
-Amir hostese sizin gülümsemeniz kesinlikle mükellef sofradır. Tüm menülerden de en güzeli sizin gülümsemenizdir.
-Amir içinden bilmiyorum. Zaman bize tekrar bir araya getirir mi?Sonra Amir kalbinden ona ‘’sevgilim’’ diyesi geldi ancak dudakları konuşmadı. Karşılaşmamızdan ben çok memnun oldum dedi.
Tüm bu mutluluğa sevk eden cümleler ve kelimeleri bir araya getirip aklından Arapça -İngilizce sözlüğe bakıp kelimeler zihninde canlandı. Belki duyguların taşması olup yeniden gülümseyerek ayrıldı.
Ey garib bu yolculuk seni hangi uzak sahillere alır götürür?
Haydi uykudan kalk uyan uyan !..

Amir kendi kendine seslenerek;
”Bu güzel konuşmalar ve romantizm spontane gelişti. Çünkü ben siyasiyim, halkım için mücadele eden kişiyim ” . Uçak iniş yapınca Amiri düşünce sardı ne zaman ki pasaportlar bölümü gişesine varınca Polis ona geçiş mührünü onaylayacak mı yoksa ? Yoksa onun hakkında inceleme ve soruşturma yapıp ve onu nöbetçi polis ofisine gönderip sorgulayacak mı ? Yoksa tutuklayacak mı? İstihbarat güvenlik ağında ismini araştırıp ne bulacak ?
İşler hızlıca çabucak geçti. Amir bir soluk aldıktan sonra havaalanı soluna giriş yaptı. Sonra çantasını çekip aldıktan sonra kiralamış olduğu dairesine taşındı.
O kafasında fikirleri dolaştırıyor ve diğer göç yolculuğuna kendisini gidecek yere hazırlıyordu.
Arkadaşları ona defalarca daima dedikten sonra ..
-Ey Amir üçüncü bir yer sana mutlaka vardır. Orada bir vatan var .
Amir dairesine yerleştiğinde, Halime ise koltuğunda düşünerek ve hostes arkadaşlarıyla konuştu. Halime’nin zihninde resim olan esmer arab genç ve bu konuşmalar canlandı. Tüm bu Amirle geçirdiği vakitler ve konuşmalar normal rutin konuşmalar mıydı ? Yoksa bir şey mi neydi?

Halime kendi kendine sorarak körfez ülkesinden göç eden esmer adamla, Anadolulu güzel hostesin aralarındaki konuşmaları sorgulayarak O, çölde yaşayan bedevi midir?
Hostes Halime ile Amir aralarında şakalaşıyor çöl ile medeniyet , Köy ve çöl ve hurmağacı , kum ve deniz bunlar Amirin aşık olduğu yer olan çöl, hurma ağacı,kum ve deniz bu yerlerin ruhuna aşıktır işte bunlar benim vatanımdır.
Göç etmeye karar kılan şey ancak vatanım içindir. Mücadelem vatandır ve hürriyet içindir.
Halime kendi kendine şaka yaparak, Amirin ona ” Sen Sultan Halime misin? ”dedi. Ertuğrul dizisinde söylenildiği gibi bu soruyu hatırladı.

Halime bu kelimeleri hatırlayarak amire tekrar tekrar söyleyerek çıktı. Hususi pasaportlar gişesinden geçerek ve Amirin bindiği taksinin yanından geçtikten sonra hostes arkadaşlarının servisine bindi.
-Kader başka bir mesaj gönderir mi?
Halime küçük servisin penceresinden taksinin penceresine gözleriyle baktı.
Amir ve Halime birbirlerini selamlayarak el salladılar. Sonra yollar ayrıldı.
Herkes evine ve gayesine gitti. Amir kendisine dedi ki ; keşke hatıralar tekrarlanmasa bazen özlemek öyle bir şeydir ki kuru toprağa ” kalbe” inen azıcık yağmur duygulara yorgunluk verir. Ancak bu düşünce Halime içinde geçerlidir.
Halime ve arkadaşı birbirleriyle söyleşip konuştuklarında Arkadaşı Halime’ye ;
Ne oldu Senin neyin var ? Sen yorgun musun?
Halime cevaplayarak Hayır, Hayır
Arkadaşı ; Bir şey var mı onunla telefonla görüştün mü?
Halime ; Hayır Hayır
Arkadaşı : Onunla ne düşünüyorsun?
Ben seni böyle bilmedim. İstanbul da yolculuğumuzu tamamladığımızda hava alanına yakın yerde dinlenmeye giderken çok canlıydın. Neden bu kadar yorgunsun?
Programlanmış yolculuk izninde Konya’ya gidecek misin? Aileni ziyaret edecek misin?
-Halime ; Evet aileme belki giderim.
-Arkadaşı ; Evet güzel.
Otele yaklaştık Halime’nin oteli ve arkadaşları havaalanına yakındı.
Az bir zaman konakladıktan sonra yeni seyahatlere yol alıyorlar ve sonra yine kısa süre istirahat için konaklıyorlardı.

Gece sakinleşti, Ancak Halime’nin duyguları huzura ermedi. Uyumaya çalıştı uyuyamadı.Cep telefonunda dizi ve filimler arasında sağa sola karıştırarak veya whats up programında yakın akraba,eş dost Türk hava yolları mesai arkadaşlarından olan bayan ve bay arkadaşların hikayelerine bakmaya çalıştı. Halâ zihni meşguldü. Halime’nin aklı nereye gitti? Onun kalbini nereye sürükledi?
Onun kalbi şu hurma ağacı meyve vermesi ve çöl kumlarına mı sürükledi?

Halime garip göçmen Amir hakkında araştırma yaptı. Bu adamı şekillendiren şey nedir? Halime kendi kendine hiç bir şey değil … Hiç bir şey değil.. diye tekrarladı. O, bizim Türkiye’deki gençlerimiz kadar yakışıklı görünmüyor. Kesinlikle kesinlikle Onun kendisinde bir zenginlik emaresi dahi yoktu . Birinci sınıf bir görünümü de yoktu.
O halde niçin onu niçin düşünüyorum?

Fikirlerinin tenkitli tahlili tamamıyla mantıklıydı.Yani; fakir esmer Türk gençleri gibi yakışıklı da değildi. Akıl bunları dese de kalp başka şey söyler; Sevgi ve Aşk gibi.
Nerdeyse Halime uykuya dalmak üzereydi ve sabah kahvaltısına geç gelebildi. Onun bayan ve bay arkadaşları onu bekliyorlar olup ve onlar ayrılmadan önce birbirleriyle konuştuktan sonra ayrıldılar. Halime yeniden tek başına yuvarlak masada yalnız kaldı.
Yurtiçi yolculuğun hareket programı İstanbul ve Konya arasında olup ailesine dönüştü. Halime rezervasyonunu bir oyana bir bu yana çevirip durdu.Yolculuğunu İstanbuldan Konya’ya seçiyor sonra onu iptal ediyordu. Yeniden haciz ediyor Niçin bilmiyordu. !
-Halime kendi kendine bu esmer arabın ona yaptırımındaki baskıyı yani kuşatmasını kaldır dedi.
Halime küçük çantasını alıp boğaza istanbul aşıklarının yeri Eminönüne gitti.
Avrupa ve Asya yakası arasında boyunca uzanan sahilde insanlara martılar kanatlarını çırpıyorlar . Kızlar ve Erkekler birbirleriyle kucaklaşıyorlar ve Martılar birbirleriyle sanki konuşuyor ve bak diyorlar şu gençlere ; işte aşk ve sevgi.

Halime bilmiyordu. Arap Amirin kuşatmasından çıktı mı ? Yoksa baskısı daha da arttı mı !. Akıl erdiremiyor.
Yeniden içine kapandı. Amir onun duygusallığında yoğunlaşıyordu !
Taksiyle otele doğru bir kez daha yöneldi.
Halime kendine arkadaşlar buldu. Onlarda otelden çıkıyordu. Herkes yolunda kimi evine gidiyor veya Türkiye’nin başka bir şehrine yolculuk yapıyor ve yolculuk bitimi kısa izin kullanıp başka programlanmış yolculuğuna gidiyorlardı.
Fakat Halime bir gün daha otelde kalmayı tercih etti.
Onun kafasında bir gün daha kalmayı istemesi neden ve Niçin ?
Neden bir gün uzatmasının sebebini de bilmiyor? Fakat otelde kalmaya karar verdi

Türk hava yollarının mürettebatlarına sağladığı imkanlardan otel indiriminden yararlandıktan sonra hesabını kapatıp tekrar havaalanına doğru yol alarak Türk hava yolları pasaport kontrol peronuna giderken kız arkadaşı Avazla konuştu.
– Halime; Nasılsın Avaz ?
-Avaz ; Sen Nasılsın?
-Avaz ; Hoş geldin Halime Eski dostlar seni özledim Halime.
Halime ; Bende seni özledim Avaz sana geliyordum.
-Avaz gerçekten doğru mu söylüyorsun ? Ben şimdi merkezde bilet rezervasyon kısmı işindeyim.
-Halime tamam seninle bilet rezervasyon kısmında görüşürüz.
-Avaz iyi ..haydi o zaman cafe’ye doğru gidelim. Hoş geldin Halime .. Görüşelim.. bazı şeyler konuşalım.. Fakat Avaz bir şeylerin halime ile birlikte geldiğini hissetmişti.

-Avaz; Halime bir işin var ..
-Halime cevap verdi ; evet ..
-Avaz ; Bir yardıma ihtiyacın var mı Halime ?
-Halime ; Belki
-Avaz ; Buyur söyle ..
-Halime ; Son Roma yolculuğumuzda bizimle beraber yolculuk yapan bir yolcunun adresini araştırıyorum.
-Avaz ; Sana bir şeyler mi yaptı ..Yetkililere ulaşmamızı ve onu doğrudan getirmelerini ister misin ?
Sayfa : 11
-Halime ; Hayır hayır iş böyle bildiğin gibi değil dedi.
-Avaz ; Peki nedir?
-Halime ; ona ulaşmak istiyorum.
-Avaz ; Niçin onu tanıyor musun ?
-Halime ; Hayır hayır onu tanımıyorum.
-Avaz ; Öyleyse !
-Halime ; Konuşmasında kekeleyerek …çıkış arayarak doğrudan cevapladı ; yanımda emaneti var onu unuttu.
-Avaz ; Öyleyse Kayıp eşyalar biriminde arkadaşları arayı ver Arkadaşlar ona ulaşırlar
-Halime ; Hayır uygun bulmuyorum . Kendim teslim etmek istiyorum.
Avaz Halime’nin emanet teslim etmeyeceğini bilakis başka bir şey olduğunu hissetti.
-Avaz ; Güzel Nasıl yardım edebilirim ? dedi.
-Halime ; Ben koltuk numarasını biliyorum.
-Avaz ; Sonra ne olacak?
-Halime ; yok bir şey onun adı Amr . ..Ömer…
Amirin ismini hatırlayamadı Halime !
-Avaz ; Onun isminden emin değil misin?
-Halime ; Hayır emin değilim.
-Avaz ; Onun koltuk numarası nedir ?

-Halime ; 11 C
Avaz Halime ile birlikte bir masaya doğru gitti. Buraya otur Halime dedi. Avaz bir pc ‘ye oturarak 11 C noyu araştırmaya koyuldu.
-Avaz ; Adı Amir ..Arap uyruklu.
-Halime ; Evet Arap uyruklu.
-Avaz ; İsmi bu , Amir Abdullah. Ne istiyorsun? Telefonunu veya e-mailini. Onun maili var.
Sanki Halime’ye gökten bir armağan inmiş gibi oldu..
-Halime ; Bu iyi ..iyi dedi.
-Avaz ; Ona bir şey gönderelim mi?
-Halime ; Hayır .. Hayır istemiyorum. Bana sadece mailini verebilir misin Avaz ?
-Avaz ; Emin misin diye tekrarladı ?
-Halime ; Evet eminim O, yüzünde tebessüm belirdi.
Halime çıkmak için ivedi bir şekilde cafenin önüne gelerek düşüncelerini toparladı. Sonra kendi kendine ne yapmam gerekir onunla mesajlaşayım? Dedi. Haydi mesajlaşayım ..Pc de mailini açıp mektup olarak ona şöyle yazdı :
Ey Esmer Arap genci ‘’Türk gülümsemesi’’ yeniden sizi selâmlarım.
Ben Halimeyim birileri orada mı?
Sevinç , mutluluk ve gülümseme etrafını dolduruyordu fakat o bunu bilmiyordu. Sonra bu mutluluk atmosferi birden gitti kayboldu!..

O, mutluluk gülümseme atmosferinin kaybolmasının sebebi e-mail postanın Amire gitmediğini hata verdiğini e-postası Halime’ye cevaben dönüş yaptı.…
Hmm hmm Yanlış mail yanlış mail ? ..diye içinden tekrarladı
Halime Niçin ?
Seyehat acentası bilet verirken nasıl e-mail hatalı maili müşteriye gönderir ?Halime arkadaşı Avaz‘a yeniden gidip sormalı mı kendi kendine tekrarladı ? Galiba bu benim iyi niyetim veya şansım , Kendi kendine Arap arkadaşımla olan sayfamı kapatıp yolculuğuma başlamalıyım dedi.
Halime yolculuğuna gerçekleştirip Konya’ya gitti.Fakat Hikâye bitmedi ..
Konya’nın belde şehrine vardığında ailesi köyden yıllar öncesinden beri gelmişlerdi. Yaşadığı ilçe meşhur Konya tepesine yakın olup Alâaddin tepesi üzerinden geçti.
Halime Alâaddin tepesi üzerinden geçerken Amirin yüzü yeniden gözünde canlandı…Niçin Amirin yüzünün görüntüsünün hayali bana geri gelir?..
Ah ah sebebini anımsadı. Amir Konya’ya arkadaşına gittiğinde, Alâeddin Camisi ve Selçuklu tepesine ziyaret ettiğini bana uçakta anlatıyordu.
Halime Hay Allahım!.. Nasıl unuturum bu büyük hayali algıyı ..diyerek tekrarladı.Vehim; yani bu hayali algı hiçbir şeyi temsil etmiyor!
Halime ailesine yaptığı yolculuğu sonlandırmak üzereydi ki aklı ve kalbi yarım kaldı. Sonra gelecek yolculuk ve başka bir mekana olacak. Devamlı düşüncesi aklına geliyordu. Hakikaten İstanbul’a ve yeniden kız arkadaşı Avaz’a döndü.
-Halime ; Avaz seni ziyaret etmek isterim dedi.
-Avaz; Hoş geldin, Sefalar getirdin. Arap arkadaşını buldun mu?
-Halime ; Gülerek hayır dedi

-Avaz Niçin dedi?
-Halime ; e posta yanlış dedi .
-Avaz ; Halime’ye Güzel ..güzel gel dedi. Yeniden Amiri aramaya koyuldu. Bu defa Türk hava yolları sisteminde Amirde bu miles indiriminden yaralandığı için doğru mailine Avaz tarafından ulaşılmış oldu. Yolcuların tümünün telefon no’su ve mailleriyle birlikte Amir’in de telefon no’sunu ve mailini buldular. Beraberinde hatalı maili’de bulmuşlardı . Amir, görevli bayana mailini verdiğinde görevli hatalı mail kaydetmiş olabilirdi. Ancak bu hatalı mail haricinde Amirin telefon numarası bu bilgileri doğruladı. Avaz Amirin telefon numarasını Halime için çıkarmıştı.
Sonra Avaz Arap genç için ; Halime’ye Sakın dikkatli ol ! Onunla ilişkilerinde acele etme ! Bu insanların yaşam şartlarını bilmiyorsun, onlar kardeşlerimiz ancak biliyorsun harpler ve olaylar bunların etrafında dönmekte bir belaya karışma ey Halime beni anladın mı ?

-Avaz siyasi, askeri şartlara işaret ediyor, Türkler ve Araplar arasında iyi niyetler olmasına rağmen sosyal zorluklar boyutu da duruma göre hafifleyip çıkışa geçse çözüme kavuşmuyor ne geçmiş zaman, ne de şimdiki zaman dönemi iyileştirmedi.
-Halime ; Evet.. evet seni anladım. Teşekkür ederim Avaz . Halime çıkarken
-Avaz iç geçirip derin nefes alırken Halimeye bakıyor, ve ‘’ Siyaset de hükümler , halklar için örfler Aşk için deli çılgın havalar vardır ‘’ dedi.

-Avaz güldü ve Ey Halime ‘’ Allah seni koruyup gözetsin’’ diye dua da bulundu.
Halime mutluluk ve sevinçten uçuyor olsa da endişeliydi! Amirin telefon numarasını kendi telefonuna Arapça ismiyle kaydettik den sonra telefonunda what’s up kısmına göz attıp herhangi bir iletişimde bulunmadı ancak Amirin resmini buldu…

Hah ta kendisi 11 C koltuğunda karşılaştığım sima onun yüzü , Halime bir satır yazdı. ‘’السلام عليكم ‘’ es-Selâmun Aleyküm selâmlama Arap ve Türkün arasında ortak güzellik ve Arapçayı Türkçe ve İngilizce dilinden okumanın kolaylığı görülmektedir.
Halime what’s up sohbet programına Selâmlamayı yazınca bir az bir zaman bekledi. Amirin cihazı açık sistem hali online idi.Amir ise endişeli kuşku düşünceli .. Belki de Halime’nin endişesi içindeydi. Fakat Amirin kalemiyle savaşıp özgürlük için mücadele etmesi Halime’yi düşünüp endişe etmesinden daha güçlüdür.
Amir dikkatli kontrol ettiğinde bu rakamın kayıtlı olmadığını gördükten sonra mesajı açtığında ‘’ Es- Selâmun Aleykum’’ selâmlamayı okuyunca gönderenin resmine baktı. Spontane şekilde Allah .. Allahü Ekber işte bu Halime !
Bir kere daha dönüp Halime’nin resmine baktı. Kendi kendine soru sorarak tekrarladı. Halime bana mesaj nasıl gönderdi? Telefon numaramı nasıl bildi? Ve sesli cevap vererek : ‘’Ve Aleyküm es-Selâm siz Halime misiniz?’’ Halime cep telefonunun sohbet kanalı ışığının online olup olmadığını ve mesajının okunduğunu kontrol ediyor ve mesajına cevap bekliyordu.
Bir ses geldi cep teline ki o ses gökten sanki gelmiş gibi Roma –İstanbul yolculuğunu destekler şekilde algıladı.
-Halime ; Evet cevabı verdi.
Amir hemen doğrudan Halime’yi aradı. Merhaba Halime dedi.
-Halime de ; Merhaba dedi.
-Amir ; Nasılsınız ey Halime?
-Halime ; İyiyim ve Siz Nasılsınız?

-Amir ; İyiyim.
-Halime ; Buluşmamız mümkün mü?
-Amir ; Memnuniyetle , dedi . Amir Hikâye nedir ve ona ait konusu nedir, bilmiyordu .Nerede buluşalım dedi.
-Halime Nerede oturuyorsun ?
-Amir ; İkâmet ettiğim yer istanbula uzaktır.Fakat havaalanı yakınlarında görüşebilmemiz mümkündür dedi Amir.
-Halime ; Bu iyi güzel dedi.
Amirin aklına yenibosna geldi . Çünkü Yeni bosna semti ona bir vukuyu anımsatıyordu. Saraybosna da özgürlük ve demokrasi mücadelesini anımsatıyordu.Yenibosna da randevulaşma yeri olan meşhur Farukoğlu cafe de buluşmak istedi. Çünkü Yenibosna Amirin kafasında çağrışım olarak, Avrupa da islami mücadele hareketi olan insan hürriyetini anlatan büyük düşünür Aliya İzzet BEGOVİÇ ‘in insanlık ve hürriyet mücadelesi geliyordu. Amir Aliya İzzet BEGOVİÇ’le çoşuyor duygulanıyor, Türkiyenin bosnalıların mücadelesine sahip çıkıp sarılması Amiri duygulandırıyor.
Halime’nin gerçekten kısa izni olsa da ertesi sabah randevulaştılar.
Karşılaşma canlı dolu dolu duyguların bir araya gelmesiyle müteşekkildi.
Fakat Amir vah kalbime ve Vah Halime’nin kalbine ..!. ‘’O benden hoşlanıyor mu benim ondan hoşlandığım gibi ’’ Yoksa ben büyük bir vehim kuruntuyla mı başbaşayım ! .. veya Bir cafe de karşılaşıyoruz dedi. Umulur ki; Türk hava yolları Halimeyi bir görevle sorumlu kılmıştır. Acaba ondan bir şey mi talep etti ..
Nahoş bir davranışım mı oldu acaba !..Bir şey mi unuttum ..Bilmiyordu Amir!.tüm bunları içinden geçiriyordu.Cafe’ye yaklaşınca randevudan önce gelmek istemesi onun Halime’ye olan centilmence saygısına nail olmak istiyordu.

Garson ona doğru gelince Amir de kendi kendine bu gün Halime için gülümse ..
Garson için de ‘’Gülümse ey arkadaşım’’ Gülümse ey İstanbul Bu gün Halime ile karşılaşacağım. Gerçekten de kısmeti şansı uğur’u iyiydi. Ona garson ve İstanbul gülümsüyordu.
-Amir ;Garsona hitaben arkadaşımı bekliyorum . Lütfen biraz süre verebilir misiniz ?dedi.
-Garson ; Memnuniyetle dedi ve ayrıldı.
-Amir ; Öyle anlar ki Amirin , cafe’nin salonuna, göz gezdirerek, Göğün kalbinde doğan ay gibi Ayperi güzelinin çıkmasını ve bununla taçlanacağını düşünüyor.
Amirin kalbi çarpmaya başlarken kendini takdim etmeden ayağa kalkıp Halime’yi selâmladı. İkisi oturmadan önce Amir ; Hosteslerin makyajla güzelleştiğini söylerler , görünen son derece bir güzellik var belki gerçek güzelliğinin de üstündedir. Ey Halime Güzelliğiniz cazibenin de üstünde bir güzelliktir. Sizdeki haber hikâye nedir?
-Halime’nin iki yanağında kırmızılaşma ve yüzünde gülümseme belirirken Amirin gözlerinde tatlı bir mahcubiyet görüldü.
Uygun bir yere oturdular ancak garip olan şey ne Amir ne de Halime birbirlerine niçin randevulaşıp buluşmalarını sormadılar?
-Amir ; Halime’ye seni buluşmamıza getiren şey nedir? Sorusunu sormadı. Halime’de Amir için neden karşılaşıp buluşmak istediğini sormadı!
İkisinin arasındaki konuşmalar, gülümseme ve tebessümler dingin , huzurluydu. Sanki sevgililer iki asrı bir arada yaşamış gibi aşkın harbi ile barışın aşkını ” Muhadram aşıklar asrı”Gerek Amir gerekse de Halime kendi yaşam hikâyelerinden bazı kesitlere , fikri özgürlüklere çevre ve düşüncelerinden bazı konulara değindiler.
Ayrıca Amir de Türkiye hakkında arkadaşlarından aldığı genel kültür arşivinden bahsetti. Halime de Amirin bahsettiği Türk arşiv kültürüne münevver aydın bir karşılık verdi.

Halime de akıl süzgecinde karşılıklı güzel kültürel alış -verişi içindeydi. Amir Halimenin görüşünü özgür olduğunu bildi. Halime İslâm dinine inanmış mü’mine olup islâmi biri değil, Medeni kanunlara inanmış olup lâik biri de değildi. Bu özellik ikisi arasında ortak fikirdi. Bende Allaha inanmış siyasal islâmcı değilim. Medeni kanunlara inanmış ve aynı zamanda lâik biri de değilim. Her ne kadar Türk ve Arap aklı olmasına rağmen Amir de Halime de kültür açısından aynı fikirde olmaları ortaya çıktı.

Ayrıca; Halimeyle peş peşe gelen ve hemen ardı sıra devam eden konuşmalarından beri, garsonun ikisinin yakınlarına yaklaştığını sonra ayrıldığını ikisinin de bir talepte bulunmadığını fark ettiler.
-Amir ; Ey Allahım ! ..
Bir saat kadar zaman geçtiği halde Amirin işaret edip garsonu çağırmadığı için özür diledi.
-Amir ; Halime’ye haydi öğle yemeğine buyrunuz dedi.
-Halime ; Hayır… hayır reddetti.
Amir garsonu ikna etmeyi ve garsondan durmasını istiyor . Halime’ye güzel yemek sunmasını istiyor.
Kendisine ve Halime’ye ısrarla menüden yemek yemesini istedi. Halime yemek yemek istemiyordu. Halime ise ; Türklerin adet olarak hafif içecek sayılan çayı talep ettikleri gibi çay içmek istedi. Sonunda alışılmadık adet üzerine hafif menüyü kabul etti. Yavaş yavaş konuşmalardan sonra Halime sanki denizin dalgalarında hareket eden gemi gibi bir limana demir attı.’’ Amirin sahiline yanaşarak huzur hissetti.
-Amir ; Halime’ye Uzun bir seyahat çıkmayı planlıyorum dedi.
Halime’nin şaşkınlığı yükselince hüzünü de arttı. ‘’ Uzun yolculuk ‘’ Niçin ? dedi.
-Amir ; Halime öncelikle beni bağışla bu karşılaşmayla mutluyum fakat niçin beni talep ettiğini bilmiyorum. Türk hava yolları acentesinde benle ilgili bir sorun mu bir şikâyet mi var ?
-Halime ; Hayır ..hayır görüşmeyi ben istedim diye cevapladı.
-Amir ; Niçin ?
-Halime ; Bilmiyorum . Ama seninle buluşmayı istedim (sevdim) .

Amir kalbinin sanki bir portakal gibi sıkıldığını hissetti . Yüzündeki hüznü hissedince Halime sordu ;
-Ne oldu sana neyin var ?…
-Seni rahatsız eden bir şey mi var ?
-Amir ; Hayır .. Hayır.
Ve Amir kendi içinde dedi ki ” Hayatımda yolculuğa karar verdiğimde dolunay ortaya çıktı.’’ Dolunaydan maksat sevgilinin sevgisini ortaya çıkarması olup Halime ona sevgisini açıklamıştır.
-Amir ; Bu buluşmayla mutluyum ve seninle iftihar ediyorum. Teşekkür ederim,
Ey Halime .
-Halime ; Teşekkür ederim. Hikayende olayı anlamadım. Niçin uzun yolculuğa çıkıyorsun?
-Amir ; Halimeye kendi hayat hikayesinde ” Ülkesinde Emniyetle, Adaletle ve İstihbarat la ilişkili yazar olduğunu kendi yaşam mücadelesinde tutukluluk hissettiğini , Düşüncelerinde Özgürlük aşığı olduğunu ülkesinden aranılan siyasi yazar arap olduğunu bundan çıkışın tek yolu ise özgürlüğe kavuşmayı ancak göç etmekle olduğunu açıkladı.
-Halime ; Avazın kendisine bazı hatırlatmalarını anımsadı.
-Halime ; Silahlı teşkilatlı örgütle bir problemin mi var ?
-Amir ; Gülerek hayır.. hayır Bana derler ki ” Onun elinde öyle bir silahı var ki ateşli silahlardan daha güçlüdür.”
-Halime ; Ne demek istiyorsun ? Maksadın nedir?
-Amir ; Kalem
-Halime ; Anlamadım . Kalemle neyi kastediyorsun ?
-Amir ; Kalemim sebebiyle aranılan kişiyim.
Halime kendisinde bilgi doluluğu kültürle anlamaya başladı.
-Halime ; Öyleyse demokrasi ve özgürlük mücadelesi hakkında yazıyorsun.
-Amir ; Evet nasıl bildin dedi.
-Halime ; Muhakkak kalem ; Diktatörler üzerine ateşli silahlardan en tehlikelisidir. dedi.

-Amir ; Bu duygusal buluşmadan sonra Konya güzeli bayanın anlayışı bu kültürel yapının buluşturmasıyla mutluluk hissetmeye başladı.
-Halime ; Tekrar mevzuya dönerek ne zaman ve nereye yolculuk edeceksiniz?
-Amir ; Halime Bu güzel memleketiniz için çok teşekkürlerimi sunmam gerekir. Bu içinde bulunduğumuz zamanda beni misafir edip ağırladınız. Fakat Türkiye’nin içinde bulunduğu şartlar ki onlar beni biliyorlar , Benim gibi durumda olan birine veya siyasi ilticalı olan kişiye ayrıcalık tanınması mümkün değildir. Bu sebepten dolayı yolculuğa karar verdim . Dönüşüm ne zaman gerçekleşir bilmiyorum?
– Halime ; Yani biz bir daha karşılaşmayacak mıyız ?
Amir içinden şakın bir şekilde şok içindeydi.. Bu ilk karşılaşmamız oldu . İkinci bir karşılaşmamızın ne zaman olacağını bilmesem de yeniden karşılaşmayı temenni ediyorum.
Aynı zamanda Halime ile karşılaşmak bir rüya Ah ! Ne acı bir düş (rüya) !
Keşke Halime’yi görmek rüya da gerçekleşse !

-Amir ; Tekrar karşılaşıp buluşmak isterim. Fakat ben ”Ey Sevgilim” demek Amirin içinden geldiyse de kendini kontrol ederek dikkat etmeye çalıştı. ”Ey Sevgilim” sonra kendi kendine Neden Sevgilim demek istiyorum ? dedi. Sonra hislenerek ”Ey Sevgilim” kelimesi gönül özünden türediğine kanaat getirdi.
-Amir ; Ne zaman bilmiyorum ? … Ne zaman bilgim yoktur .
Sonra Amir iki elini ve iki avucunu açıp avuçlarını avucuma getiri ver parmaklarını ve avuçlarını birbirlerine yapıştırıp Amir Halime diye seslendi.
-Halime de Evet dedi.
-Amir ; Yolculuğum yakın , Ertelemeye gücüm yetmiyor , şayet kalsam nitekim şimdiki bu durumumda devletin bana siyasi ilticalık vermese, senle dahi evlenemeyiz ve bağ oluşturamayız. Çünkü ben vatansızım! Alternatif bir vatan kendime arıyorum.

Fakat Ey Halime Allah izin verirse , bu günkü gibi ; kalbimizin çarpıp titremesi , avuçlarımız ve parmaklarımızın buluştuğumuz şekilde yeniden karşılaşıp bir araya geliriz, gizemli şehir İstanbul bize gülümser. O, esnada Halime’den göz yaşlarının düşüşü başlayınca Halime şaşırıp göz yaşlarını akıtıyor Amir ise daha ilk karşılaşmada nasıl söylediğinin şaşkınlığında ..

Nerede sözleşildi, vaat verildi? Başlangıcı dahi olmayan bir hikayede Nerede o, vaad edilen tarih ki; ne Amir ne de Halime bilmedi. Halime birden gözyaşını akıttı ?
Amir , Halime’ye cebinden çıkarıp mendil verdi daha sonra göz yaşlarını sildi. Seni gideceğin yere bırakayım mı? Amir zaman geçtikçe iki kalbin tükenip yorgun düşeceğini hissetti.
Garson , bu iki aşığı gözlemlerken , hemen arkasından Amir hesabı talep etti. Garson bu iki aşığın yaşam hikâyesini , Nasıl karşılaştıklarını , bilemez. Amir hesabı ödedi.
-Amir bu gözyaşılı mendili yanımda saklamam mümkün müdür Halime ? dedi.
-Halime ; Bu mendil ! Hmm onda benim gözyaşım var.
-Amir ; Bu gözyaşını istiyorum. Böylece gözyaşı ruhun cevheridir , aydınlanma ‘’Münevver olma ‘’ ışığının parıltısıdır.
-Amir ; Ey Halime , şayet Azim olan Allah karşılaşıp bir araya gelmemize izin verirse veya” bilahire ‘’ yani; daha sonra bir zaman da..
‘’ Uğurlar ola !. Yolun açık olsun !. Ey Konya’nın Ay perisi, Elveda !.
-Halime Amirin iki elinin arasına mendili bırakınca Halime’den yeniden göz yaşları arka arkaya boşalmaya başladı ve hızlıca yürümeye başladı.
Halime yürürken elindeki kağıdın en son kısmına bakarak ki o kağıdı Avaz fotokopisini halime’ye vermişti ve son satırın 11C Amir ABDULLAH yazıyordu.

-Halime ; Yeniden buluşacak mıyız ?
SON